2

Hiç yazma isteğimin olmadığı şu günlerde, NeSTaL'in mimi ilaç gibi gelir inşallah. Kendisine teşekkür ederim. Bu mimin konusu her ne kadar bayanları daha çok ilgilense de alışverişe bir de erkek gözüyle bakmakta fayda var bence. :)


1) Dolabında hangi renkler daha fazla?

Ben genelde siyah, kahverengi ve maviyi tercih ederim. Ayrıca beyaz da tercih ettiğim bir diğer renk. (Normal de siyah ve beyaz renk değildir ya neyse.)


2) Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?

Kitapçı. Efendim ben pek öyle aynı mağazadan alışveriş yapan biri değilim. Üst baş almaya kalktığımda hoşuma giden bir giysi gördüğüm yerden alırım. Ama kitap için belli başlı mağazalarım vardır. :)


3) Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?

Yerine göre değişkenlik gösterse de spor birincil tercihimdir. Ancak arada bir alırım ceketimi çıkarım, o da ayrı.


4) Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?

Bu konuya girmeyelim. :D


5) Asla giymem dediğin kıyafetler?

Şu son dönemde moda olan bir  kot pantolon türü var, hani baya bol olan ve her yanında cepler bulunan, aynı şekilde daracık kotları da hiç sevmem. Üzerinde yabancı ülke bayrağı olan tşört vb de  giymem asla.


6) Fiyatları gereği ulaşılması zor markalardan beğendiğin?

Marka giymem genelde, ama alacak olsam adidas olurdu tercihim.


7) En fazla yatırım yaptığın sektör?

Kesinlikle kitap ve teknoloji. Kütüphane ve teknoloji üssü gibi bir odam var. :)


8) Kitap, film, spor arasından daha çok vakit ayırdığın hangisi?

Öncelik kitap da, ama şu sıralar en çok internete vakit ayırıyorum.


9) Dışarıdayken yemek için en çok tercih ettiğin yer?


Bu konuda da öyle, hep takıldığım bir yer yoktur. Aklıma gelen yemek türüne göre bir yer tercih ederim genelde.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, bayanlarla alışverişe gitmekten hiç hoşlanmıyorum. :) Özellikle de bir dükkana girip, hemen her şeye bakıp da hiç bir şey almadan çıkmaları yok mu, deli ediyor beni. Oysa bir erkek için durum çok basittir. Aradığı bir mont ise, beğendiği montu bulursa hemen alır, yok bulamazsa başka mont denemez. Ancak nedense bayanlar hemen her şeyi deniyorlar. Bir erkek bunu hiç bir zaman anlayamaz.

---------------------

Gelelim mime. Mim şimdilik sahipsiz kalsın, artık ne yapalım. :)

2

0



Son zamanlarda cep telefonu dolandırıcıları yeni bir yöntem deniyormuş. Kuzenim ve arkadaşıma da aynı yöntemi uygulamaya çalıştıkları için bu yazıyı yazma gereği duydum.

Dolandırıcıların kullandıkları yöntem şu: Seda Sayan'ın oynadığı Pepsi'nin reklam filminden yola çıkan dolandırıcılar telefonunuza Pepsi kampanyasında 1500 telefon hattı arasında sizin numaranızın 9. olduğunu söyleyen bir mesaj gönderiyorlar. Üstelik siz o kampanya başvurmadığınız halde. Mesajın devamında 10 bin TL kazandığınızı da belirtiliyor.

Eğer bu mesajı gönderenlerle iletişime geçerseniz bu kez dolandırıcılar size, İş bankasında bu parayı yatırmak için sizin adınıza bir hesap açmalarının gerektiğini, bunun için de anne ve baba adınızı ve doğum tarihinizi öğrenmeleri gerektiğini söylüyorlar.

Tabi ki amaç sizin kişilik bilgilerinize ulaşıp, haberiniz bile olmadan sizin adınıza kredi çekmeye kadar varabilir.

Siz; "Nasıl olur, benim haberim olmadan adıma kredi nasıl alırlar?" diye düşünebilirsiniz. Ancak iş sahte bir nüfus cüzdanına bakıyor.

Neyse ki kuzenim ve arkadaşım bu tuzağa düşmemiş. Sizler de dikkatli olun.

0


----------------------

Şimdi konumuza dönelim. Cumhuriyet yerine şeriat istediklerini söyleyen bu kişilerin aslında kastettikleri gerçek anlamda şeriat değildir. Çünkü bir ülkenin her organı ve tüm işleri Kuran hükümleri ile idare edilemez. Çünkü Kur'an-ı Kerim bu bağlamda bir kitap değildir. Evet Kur'an pek çok konuda pek çok bilgi verir, ama devletin her işi  hakkında bilgi vermez, ya da Peygamberimizin sözleri de. Kaldı ki bugün şeriat devleti olduklarını iddia edenlerin de şeriat kurallarına göre yönetilmedikleri açıktır. (Şimdi hemen, "Aaaaa! Bak bu da şeriatçi." diye düşünmeyin, çünkü böyle düşünüyorsanız buraya kadar okuduklarınızdan hiç bir şey anlamamışsınız demektir. )

Bir düşünelim, bugün cumhuriyete karşı çıkıp, onu sevmeyen ve mümkünse yerine İslami kurallarla yönetilen bir yapı isteyenlerin en çok örnek aldıkları ülkeler İran, Suudi Arabistan vb Arap ülkeleri ve Müslüman ülkelerdir. Oysa şöyle bir kıyaslama durumun açıklanması için faydalı olacaktır.

Sözde İslami kurallara göre yönetildiklerini iddia eden bu ülkelerde devlet bir ailenin malıdır ve ülkeyi bu aile yönetir. Nerede İslamiyet'teki eşitlik? Ülkenin tek bir lideri, ya da bir kaç üyeden oluşan bir karar meclisi vardır ve bunların sözleri kanun gibidir. Evet belki bir meclis vardır, ancak sadece küçük yetkilere sahip bir meclistir bu. Halkın ne istediğinden ziyade ülkeyi yöneten bir avuç insanın ne istediğinin önemi vardır bu ülkelerde. Bayanların değil seçilme, oy kullanma hakları bile yoktur. Bazıların da ise bayanlar yeni yeni bu haklara kavuşuyorlar. Nerede İslamiyet'teki kadın hakları, nerede bu ülkelerdeki haklar? Hatta bu ülkelerde bayanlar ehliyet alamazlar, bazı ülkelerde ise ehliyet aldıkları halde yanlarında eşleri bulunmadan araç kullanamazlar. İran'da başınızı ne olursa olsun açamazsınız. Nerede İslami hoş görü?

Oysa İslam dininde zorlama yoktur. Ancak İslam dinine göre yönetildiklerini iddia eden bu ülkeler halklarına baskı uygularlar.

Buna karşın ülkemizde pek çok konuda insanımız özgürdür. Bundan bir süre önce bir bayan yazar İran hakkında bir kitap yazmıştı, ismini şimdi hatırlamasam da yazar, katıldığı bir programda İran'da geçirdiği süre sonunda Türkiye'deki cumhuriyetin önemini ve kıymetini anladığını belirtiyordu.

İşte cumhuriyeti sevmeyen ve onun yerine başka yönetim şekilleri isteyen bu insanlar da sahip olduğunun kıymetini bilmeyenler. Bu insanların belki de en çok takıldıkları konu devletimizin laik oluşu ve başörtüsü konusu. Aslında baş örtüsü konusunda bazı kısıtlamalara ben de karşıyım. İnsanımız kendi ülkesinde kendi inanç özgürlüğünü yaşayabilmeli, ama gerçek anlamda. Yabancı ülkelerde insanımız başörtüsü ile eğitim görebiliyorsa, kendi ülkesinde de görebilmeli bence.

Gelelim bu insanların Atatürk'e bakışlarına. Yukarıdaki anlayışla yaklaşırlar atamıza ve onu sorumlu tutarlar her şeyden. Oysa bugün bir ülkemiz varsa ve özgürsek, bunu en çok ona borçlu değil miyiz?

------------------------------------
*resmin kaynağı